Uludağ’ın ilk adı Olimp’ tir. Daha sonraları dağın kuzey yüzü Bitinya, güney yüzü Mis Olimpi olarak adlandırılmıştır. Bizans’ın hakimiyeti sırasında Uludağ dini hayatın sayılı merkezlerinden biri olmuş, dağda rahipler tarafından irili ufaklı kiliseler ve tapınaklar kurulmuştur. Bursa ve çevresinin Osmanlı’ların hakimiyetine girmesi ile de dağın adı Keşiş olarak değiştirilmiştir. Bu sırada Hıristiyanlar ve rahipler dağı terk etmiş, rahiplerin yerini dervişler almış, dağda çok sayıda tekke ve zaviye açılmıştır. Cumhuriyet’ in ilanı ile birlikte dağ dini kimliğini kaybetmiştir. 1925 yılı Ağustos ayı başında Bursa Coğrafya Cemiyeti Keşiş Dağı’na bir inceleme gezisi düzenlemiştir. Bu gezi sırasında geziye İstanbul’dan katılan Genel Kurmay Coğrafya Encümeni’nde görevli Dr.Osman Şevki(Uludağ) dağın adının Uludağ olarak değiştirilmesini önermiştir. Geziye katılanlarca da genel kabul gören bu öneri daha sonra Dr.Osman Şevki tarafından bir raporla Genel Kurmay’ın onayına sunulmuştur.Bu öneri Genel Kurmay tarafından da uygun bulununca Keşiş Dağı’nın adı İçişleri Bakanlığı’nca 24.Eylül.1925 tarihinde Uludağ olarak değiştirilmiştir (1).Uludağ’ın ilk adı Olimp’ tir. Daha sonraları dağın kuzey yüzü Bitinya, güney yüzü Mis Olimpi olarak adlandırılmıştır. Bizans’ın hakimiyeti sırasında Uludağ dini hayatın sayılı merkezlerinden biri olmuş, dağda rahipler tarafından irili ufaklı kiliseler ve tapınaklar kurulmuştur. Bursa ve çevresinin Osmanlı’ların hakimiyetine girmesi ile de dağın adı Keşiş olarak değiştirilmiştir. Bu sırada Hıristiyanlar ve rahipler dağı terk etmiş, rahiplerin yerini dervişler almış, dağda çok sayıda tekke ve zaviye açılmıştır. Cumhuriyet’ in ilanı ile birlikte dağ dini kimliğini kaybetmiştir. 1925 yılı Ağustos ayı başında Bursa Coğrafya Cemiyeti Keşiş Dağı’na bir inceleme gezisi düzenlemiştir. Bu gezi sırasında geziye İstanbul’dan katılan Genel Kurmay Coğrafya Encümeni’nde görevli Dr.Osman Şevki(Uludağ) dağın adının Uludağ olarak değiştirilmesini önermiştir. Geziye katılanlarca da genel kabul gören bu öneri daha sonra Dr.Osman Şevki tarafından bir raporla Genel Kurmay’ın onayına sunulmuştur.Bu öneri Genel Kurmay tarafından da uygun bulununca Keşiş Dağı’nın adı İçişleri Bakanlığı’nca 24.Eylül.1925 tarihinde Uludağ olarak değiştirilmiştir (1).

Dr. Osman Şevki’nin Genel Kurmay’a verdiği Rapor ( Gazete Sayfalarında Bir zamanlar Uludağ 1929-1963/2013, sh.10)
“Büyük Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti’ne
Bu dağ, garbi Anadolunun en yüksek tepesidir ve bunun tepesine çıkan bir kimse, Anadolu haritasına kuş bakışı bakar. Anadolunun bilhassa bu kısmı, keşişlerin ve rahiplerin asırlardan beri Türkler aleyindeki telkinlerinin neticesi olarak çok ıstırap çekti ve bu tepelerin baktığı sahalarda, Türkün mevcudiyeti istihfaf olundu.
Türkler, buralarda zulüm gördüler.
Grek ordusu kendine bakan tepenin (Keşiş) diye tevsiminden ıstırap duymaktadır.
Bulduğumuz ve arkadaşlarımız tarafından tensip olunan bir kelimeyi bu münasebetle nazari tasvibi âlilerine arz eder ve bunun kabulü, ilim kafilesini, dağ seyyahlarını, Bursalıları mecburu minnet ve şükran edeceğini arz ederim.
Bu isim (Uludağ) dır.”

Keşiş Dağına Uludağ adının verilmesine dair resmi belge – Serdar Kuşku Koleksiyonu (Bir Zamanlar Uludağ 2012, sh 21)
“Başvekalet-i Celileye
Bursa’daki Keşiş Dağı isminin Uludağ’a tahvili hakkında ba’zı mutâla’atı hâvî Brusa Vilâyet-i Coğrafya Cem’iyeti Riyâseti’nden alınan tahrîrât üzerine Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Riyâset-i Celîlesi’yle bi’1-muhâbere alınan cevapta, mezkûr cem’iyet tarafından Keşiş Dağı’na yapılan seyahate istanbul’daki Askerî Coğrafya Encümeni a’zâsından iştirak eden zevâtm verdikleri raporlarda da Keşiş Dağı’nın Uludağ’a tahvîli teklîf edildiği ve keyfiyetin Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye’ce de muvafık görüldüğü izbâr buyurulmakla ol veçhile îcâb eden makâmât ile vilâyâta ve Harita Müdîriyet-i Umûmiyesi’ne ma’lûmât i’tâ ve tebligat icra edildiği arz olunur.
Dahiliye Vekili
Fî 24 Eylül 1341 (1925)”

Uludağ’ın zirvesi olan Karatepe 2543 metre yüksekliğindedir. Evliya Çelebi Bursa’yı ziyaret ettiği sırada Uludağ’ın Kulle-i Cihan dediği zirvesine kadar çıkmıştır. Evliya Çelebi’nin dağda anlattığı yerler uzun yıllar onun adlandırdığı şekilde anılmıştır. Gazi Yaylası, Diktekir, Bakacak, Kadı Yayla, Tekfur Alanı gibi(2).
Uludağ yaşlı dağlardan olduğundan Avrupa’daki bir çok dağa nazaran daha alçak olup, dik yamaçları ve uçurumları azdır. Buna karşılık çokça geniş düzlüklere sahiptir. Bu da dağı kayak sporu yapmak açısından daha elverişli bir konuma getirmektedir(3).
Uludağ gerek turistik gerek sportif açıdan uygun konumda olmasına rağmen 1930’lu yılların başlarına kadar bu konularda geniş halk kitlelerinin katıldığı her hangi bir etkinliğe rastlanmamaktadır.
Öğrenimi Fransa’da yapan ve bir tıp doktoru olan Şaban Örnektekin 1924 yılında “tek başına sırtında çadır dahil, battaniye, yiyecek, içecek,40 kiloluk bir sırt çantası taşıyarak ve iki kayak omuzunda,yaya olarak Temenyeri,su depoları, Elma Çukuru köyü ve sonra ne Büyük Otel ne Kayakevi ne de bir tek sığınak bulunmayan bom boş Uludağ’a çıkmayı başarmıştır”. Örnektekin’in “ bu Uludağ tırmanışı belki kış aylarında Uludağ’a çıkan ilk insan şerefini kendisine vermiştir. Şaban’ın en büyük gayesi Zirveye çıkmaktı.Ancak,kötü hava şartları altında bu emeline nail olamamış,bir kaç gün kayak yaptıktan sonra Bursa’ya inmiştir.”(4). Diğer taraftan ; Spor Teşkilatında çalışan bir atletizm antrenörü olan Abraham da ilk olarak 1932 yılı Mart ayında bir Alman arkadaşı ile birlikte Uludağ’a çıkmış “ ski ile tecrübeler yapmış, burda dağ sporları yapılabileceğine kanaat getirmiştir”. 1933 Ocak ayı başında ise bu defa yanlız başına kayakla bir kere daha Uludağ’a çıkan Abraham, Büyük Otel’de bir iki gün kalıp, resimler çektikten sonra Bursa’ya dönmüştür. Abraham çektiği resimleri Vali Fatin Güvendiren’e göstererek, Uludağ’da mükemmel bir şekilde kayak sporunun yapılabileceğini anlatmıştır. Abraham’ın bu girişimi İstanbul’da duyulunca bu kere de Galatasaray Lisesi öğretmenlerinden. Guilollot (Giyolet ) 24.1.1933 tarihinde tek başına kayakla Uludağ’a çıkmış, yanında getirdiği çadır içinde Uludağ’ın zirvesinde bir gece konakladıktan sonra, kayarak İnegöl üzerinden Bursa’ya dönmüştür. Bu durumda Guilollot (Giyolet) Uludağ’ın zirvesine kayakla çıkan ilk kişi olmaktadır.Gerek Abraham’ın gerekse Guilollot (Giyolet)’in söz konusu girişimlerinin Uludağ’da kayak yapma konusunda İstanbul’da heyecan ve heves yaratması üzerine İstanbul Valisi Muhittin Üstündağ’ ın yeğeni Bülent Üstündağ ile arkadaşları, kayak kaymak gayesiyle, 1933 yılı Nisan ayında 30 kişilik bir kafile halinde Uludağ’a çıkarak bir hafta kadar kalmışlardır(5).
1932 yılında Halkevleri’ nin açılmasıyla kayak sporu dalında da bir hareketin başladığı ve kayağın Halkevleri spor kollarının başlıca etkinlikleri arasında yer aldığı görülür (6). Bursa Dağcılık Kulübü de ilk önce 1932 yılında Bursa Halkevi’nin bünyesi içinde kurulmuş (7) ve daha sonra 10 kişilik bir kurucu heyetin çalışmasıyla bağımsız bir hüviyet kazanmıştır. Kulübün bağımsız bir kulüp şeklinde kuruluş tarihi 22 Nisan 1933’dür (8). Bursa Dağcılık Kulübü “Türkiye’de kayak sporunun tarihçesine damgasını vuran ilk kulüp”tür (9). Bu Kulüp sayesinde yurdumuzda ilk defa batılı anlamda geniş halk kitlelerinin katıldığı kayak çalışmaları başlamıştır.

Bursa Dağcılık Kulübü’nün ilk Başkanı Saim Altıok (1933 - 1941)
Bursa Dağcılık Kulübü’nün ilk Başkanı Saim Altıok (1933 – 1941)

Kulübün ilk Yönetim Kurulu da şu kişilerden oluşmakta idi: Başkan Saim Altıok, Genel Sekreter Musa Ataş, Muhasebeci Tayyar Akkeskin, üyeler İhsan Celal Antel ve Nusret bey (10). Bütün araştırmalara rağmen,Kulübün kurucuları tam olarak saptanamamıştır. Bununla beraber ilk Yönetim Kurulu’nda yer alan kişilerin kurucular arasında da bulunduğunu düşünmek yanlış olmaz. Diğer taraftan, Kulübün ilk ismi Dağ Sporları Kulübü iken,daha sonra Bursa Dağcılık Kulübü olarak değiştirilmiştir.
Bursalılar kayak yapmak gayesiyle ilk olarak 1933 yılı Haziran ayında Uludağ’a çıkmışlar ve bulunabilen bir iki çift kayakla kar üzerinde kayma şekillerini öğrenmişlerdir (11). Daha sonra Kulüp yurt dışından kayak ve giyim malzemeleri getirterek, bunları üyelerinin ve sporseverlerin faydalanmasına sunmuştur.Bu arada Kulübün kurucu üyelerinden ve Sanat Okulu öğretmenlerinden Selahattin Daci mükemmel yerli kayaklar, Bursalı Mehmet Usta da kayak ayakkabıları yaparak bu sporun yaygınlaşmasına yardımcı olmuşlardır (12).
İlk kayaçılardan Şemsi Şaktimur yurdumuzda kayak sporunun başlamasına öncülük eden Bursalı kayakçıları şöyle anlatıyor:” Türkiye’de kayak sporunun tarihçesine damgasını vuran ilk kulüp olarak 1932 yılında kurulan Bursa Dağcılık Kulübü’nün kurucularını, tanıyabildiklerimi ve aklımda kalanları, asil sporcu ruhu taşıyan bu kişileri yazmak istiyorum. Kulüp Başkanı Saim Altıok, eşi (öğretmen Şahsine hanım) ve baldızı (öğretmen Hacer Muzaffer Kalkan hanım), sınıf arkadaşım Enver Namar, Sanat Okulu hocalarından Selahattin Daci , saatçi Mehmet ağabey, şeftali kompostosu fabrikası sahibi İhsan Celal Antel, eşi (Leyla hanım) ve oğlu Şerif Antel, Hakimiyet Gazetesi sahibi Musa Ataş ve eşi güzellik kraliçesi Şefika hanım, Abdülhamit Eczanesi ortaklarından Nusret, Foto Spor Hakkı, Foto Neşet, yıllarca Kayakevi Müdürlüğü yapmış olan sempatik ve yardımsever güler yüzlü müstesna insan Mustafa San, yüksek mühendis Nihat ve Saim beyleri anmak isterim”(13).

Büyük Otel
Büyük Otel

Bursa’da kayak etkinliklerinin başladığı yıllarda Uludağ’da Vali Fatin Güvendiren zamanında (15.12.1926-17.6.1933) Özel İdare tarafından 1930 yılında yapılmış bir tek Büyük Otel mevcuttu.17 odalı olan bu Otel kışın kapalı olup, sadece yaz aylarında hizmet vermekteydi. Dağcılık Kulübü kayak çalışmalarına başlayınca Otel kış aylarında da açık tutulmaya başlandı.
Ancak, Büyük Otel tek başına ihtiyacı karşılamadığından Bursa Dağcılık Kulübü’nün teşebbüsü üzerine; yerel Halk Partisi Örgütünün , Valiliğin ve T.İdman Cemiyetleri İttifakı’nın yardımlarıyla, Dağda Cennetkaya mevkiinde 80 yataklı bir Kayakevi yaptırılarak, sporcuların faydalanmasına sunulmuştur. Kayakevinin yatak sayısı önce 110’a , daha sonra da 200’e yükseltilmiştir (14). 8 Aralık 1935 tarihinde hizmete giren bu Kayakevi yurdumuzda bir ilki temsil etmektedir.

Kayakevi
Kayakevi

“Burası yaz kış her zaman herkese açıktır. Çok ince bir düşün farkı olarak alkollü içkiler yasak, ehli dil ve keyif erbabının muhitini üzmeden kendi aleminde her türlü eğlenceye dalması serbestir. Üyelerine sabah kahvaltısı, öğlen akşam yemekleri dahil yatmasıyla 24 saat için (100 krş.) yani bir papeldir-1936”(15).
“Şubat ayı sömestre tatilinde Ankara’dan Y.Ziraat Enstitüsü, Gazi Eğitim Enstitüsü, Siyasal Bilgiler Okulu (Mülkiye) gibi yüksek okullardan kalabalık gruplar halinde Kayakevi’nde kalınır ve ranzalı iki katlı yataklarda bazen ikişer kişi sıkışarak yatılırdı. Gündüz hocalar öğrencileri tek sıra halinde Kayakevi’nin önünde dizer, İstiklal Marşı söylenerek tura çıkılırdı. Gece olunca eğlenceler yapılır ve koro halinde şarkılar,marşlar söylenirdi. Günlük eğlenceli gazete bile çıkarılırdı. Bu gazeteler salon duvarlarına asılır ve düşenlerin karikatürleri çizilirdi. Hatta tiyatro sahnesi bile yapılıp, battaniyeden perde asılırdı. Karlar kadar tertemiz Atatürk ideal ve inkılaplarına sadık asil sporcu ruhu taşıyan gençlik harikalar yaratmasını bilirdi”(16).
“1933-1936 yıllarında Y. Ziraat Enstitüsü’nde öğrenci olan Dr. Hadiye Tuncer de; “sömestir tatillerinde kız ve erkek öğrencilerin Alman hocalarının rehberliğinde kayak kaymak için Uludağ’a gittiklerini, bir aylık tatil süresince Kayakevi’nde kaldıklarını, kaymayı öğrendiklerini ve hatta yarışmalara katılarak başarılarla döndüklerini anlatmaktadır.”(17)
Uludağ’da kayak sporunun başladığı ilk yıllarda öncelikle sporcuların can güvenliği acısından önem taşıyan Dolu Baba, Otel Gözü, İmdatevi, Deve Taşı ve Zirvetepe(Keşiştepe) gibi sığnaklar inşa edilmiş, ayrıca Karabelen mevkiinde büyük bir salon,iki oda ve bir mutfaktan müteşekkil bir Kayakevi yapılmıştır. Bu tesislere ek olarak Karabelen’den Zirve’ye kadar 50-100 metre aralıklarla işaret direkleri konmuş ve böylelikle “Kayak yolu” her zaman görünür bir hale getirilmiştir. Zirve’ye aynı zamanda bir işaret mahiyetinde olmak üzere mirengi noktası inşa edilmiş,ayrıca bir hatıra defteri kasası yapılarak içine bir de defter konulmuştur. Bütün bunlara ek olarak da“telefon hatları” çekilmiştir.”Bütün bu tesisat ve inşaatın yapılmasına başta Genel Kurmay olmak üzere Kolordu,Bursa’da bulunan Kıtaat,T.İdman Cemiyetleri İttifakı Genel Merkezi, Valilik ve Belediye nakden ve fiilen yardım etmişlerdir. Ayrıca,Valilikte kurulan İnşaat ve Tesisat Komisyonunda Kulüp Yönetim Kurulu’nu temsilen bulunan Saim (Altıok) bey vasıtasıyla temas muhafaza edilmiş ve çalışmalar bu suretle göz önünde bulundurulmuştur “(18).”Kayak yolunu görünür hale getiren işaret direklerini ise “ Ali Hikmet Paşa’nın emriyle Uludağ’a çıkan 11 inci Tümenin askerleri büyük zahmetlerle dikmişlerdir.Başlarında Albay İsmail Hakkı Alpan bulunmuş ve Her Abraham da direk yerlerini tespit etmiştir”(19).Bu arada 1937 yılı Kasım ayında Büyük Otel’e 20 beygirlik bir motör konularak hem Otel’in hem de Kayakevi’nin elektrikten faydalanması sağlanmıştır (20). Aynı yılın başında da Kulüp Yönetim Kurulu; üyeleri arasından Musa Ataş’ı “dağcılığın yayılması ve gelişmesi bakımından gerekli temaslarda bulunmak üzere Kulüp Mümessiliğine” seçmiştir (21).
İsmet Bozdağ o günleri şöyle anlatıyor; 30’lu yıllarda Bursa’da “dağ sevdalısı epey insan vardı : … Saim Altıok, Daci, Musa Ataş, kolsuz Turgut bey, hele Ekrem(Karay) bey…Önceleri,Uludağ’da meteoroji memuru olarak bulunuyordu. Sonra başka yere tayin edilince istifa edip dağa yerleşti,bir daha şehre bile inmedi diye bilirim. Bu dağ sevdalıları Uludağ’a modern bir dağ oteli yapılması çalışmalarını yürüttüler. Hatta zirvede bir barınak yaptılar ve bu barınağın kapısı sağlam olsun diye , bir ağır demir kapıyı,ipleri omuzlarına bağlayıp zirveye kadar çıkardılar. Bu barınakta bir defter açılmıştı. Zirveye çıkanlarlar bu deftere imzalarını atıyorlar, anılarını yazıyorlardı. Sonradan sordum, soruşturdum, ne barınaktan ne defterden, iz eser, kalmamış (22).

Bütün bu tesisleşme çalışmalarına rağmen 1930’lu yıllarda kış aylarında kayak yapmak gayesiyle Uludağ’a çıkmak hiç de kolay değildi. Dağa çıkabilmek için mutlaka Bursa Dağcılık Kulübü’nün rehberliğinden ve yardımlarından faydalanmak gerekirdi. Bu yıllarda Uludağ’a çıkmak için başlıca iki yol vardı.
Bunlardan birincisi Kulübün, yaz kış düzenli bir şekilde kaldırdığı otobüslerle, karın durumuna göre, Dolubaba’ ya veya Kirazlı Yayla’ ya kadar gitmek, daha sonra zaman zaman yürüyerek veya kayarak Otele ve Kayakevi’ne ulaşmak. Dağa çıkış için başvurulan ikinci yol ise daha zahmetli idi. İkinci çıkış Elmaçukuru- Karabelen yolundan yaya veya katırla yapılırdı. Bunun için bir gün önceden Bursa Dağcılık Kulübü’ne başvurulup, katır kiralanırdı. İsteyenler katıra binerek Karabelen’e çıkar, isteyenler yaya yürür, eşyalarını katıra yüklerlerdi. Genellikle üç saatlik bir yolculuktan sonra Karabelen’deki İmdat Evine ulaşılırdı. Burada kayaklar takılır ve kayarak Büyük Otel’e veya Kayakevi’ne varılırdı. Eşyalar ise Kulübün Karabelen’deki hamal servisi tarafından, bir ücret karşılığında, gidecekleri yere kadar taşınırdı (23).
Bursa Dağcılık Kulübü, bayanların da kayak sporunu yapmalarını teşvik etmiş ve bu sayede Türk bayanları 1930 lu yıllarda, batılı hemcinsleri gibi, kayak yapmak olanağına kavuşmuşlardır. Türkiye’nin 1930 yıllarda içinde bulunduğu şartlar düşünülürse bayanların sosyal hayata ve spor etkinliklerine katılmalarının ne kadar önemli bir adım olduğu daha iyi anlaşılır.

“1932 yılında Bursa Dağcılık Kulübü’nün üyesi bulunan hanımlar kayak sporunu ilk yapanlar arasında gelmektedir Benim hatırladıklarım arasında Kulüp Başkanı Saim Altıok’ un eşi (Şahsine öğretmen) ve baldızı (öğretmen Hacer Muzaffer Kalkan-Yanlışlıkla Huriye yazılmıştır) hanım ile Hakimiyet Gazetesi sahibi Musa Ataş’ın eşini (Şefika ) ve Şeftali Kompostosu Fabrikası sahibi İ. Celal Antel’in eşini (Leyla) sayabilirim”Şaktimur (24).

Vali Şefik Soyer, Bursalı bayan kayakçılarla “Soldan ikinci Şahsine Altıok, beşinci H. Muzaffer Kalkan”
Vali Şefik Soyer, Bursalı bayan kayakçılarla “Soldan ikinci Şahsine Altıok, beşinci H. Muzaffer Kalkan”

Kulübün Bursa’daki Lokalinde verdiği hizmetler ve Uludağ’da düzenlediği ulusal ve uluslararası çalışmalar sonunda Bursa’nın sosyal hayatı zenginlemiş ve gelişmiş, Uludağ da gerek turistik gerekse sportif alanda gittikçe artan bir önem kazanmıştır.

Bursa Dağcılık Kulübü “uzun yıllar Uludağ’da dağ sporlarını geliştirmek ve yurt savunmasına yarayan bu sporu yurt ölçüsünde yaymak konusunda çok hizmet etmiştir” (25). 1930’lu yılların başında “Uludağ’da beş on heveskârın yerel şekilde başlattığı bu iş, bugün bütün memleketi kapsayan bir spor etkinliği haline gelmiş bulunmaktadır” (26). “Bursa Dağcılık Kulübü’nün; Türk sporuna, dağcılığına yaptığı katkıları kimse görmemezlikten gelemez. Dağcılık Kulübü’ne sadece Bursa değil, tüm Ülkemiz saygı duymalıdır” (27). Bursa Dağcılık Kulübü’nün “kurucuları, o zamanlara değin birkaç yabancının dışında kimseciklerin turizm bölgesi olarak değerlendirmeyi akıllarının ucundan geçirmediği Uludağ’ı uluslararası bir kış turizmi merkezi haline getirmek için yola çıkmışlardı… Uludağ bugün uluslararası planda aranan bir kış turizm merkezi olduysa, bunu o 1933’de ilk adımı atan bir avuç Bursa aşığına borçludur” (28).

Ne yazık ki Bursa Dağcılık Kulübü zaman içinde önce sportif kimliğini, sonra varlığını yitirdi. Şimdi ise adını ancak sayıları gittikçe azalan birkaç meraklı kişinin anılarında koruyabiliyor…

………………………………………………………………………………………..
(1-2) Gazete Sayfalarında Bir Zamanlar Uludağ 1929-1963/2013, Sh.7-11; Sağdıç:”Uludağ’ın adı hakkında,Uludağ 1936,sa.5,sh.37-39;Altıok, Saim: Uludağ-Olimpler, Uludağ, 1937, sa.12-13, sh.16-21; Ataman, Sedat: Bursa’ya Coğrafi Bakış ve Uludağ’ın Tarihçesi, Dağ Sporları, 1938; Ülke, No.1, 30.10.1936, sh,33
(3) Uludağ zirvesine kayakla çıkılabilen ender dağlardandır. Saim Altıok ile Musa Ataş’ın Uludağ’ın zirvesine çıkışlarının hikâyesi için bu kitabın 61 inci sayfasındaki “Uludağ’da Bir Gün”adlı yazıya bk.
(4) Şaktimur,Şemsi;Türkiye’de Kayak Sporunun Tarihçesi,1994,sh.73-75
(5) Ataş, Musa: Dünya Cenneti Uludağ, 1951, sh. 59-60 ; Abraham’ın, Uludağ’a Mart 1932 tarihli ilk çıkışı için 16.3.1932 tarihli Cumhuriyet Gazetesi bk. Guiollot(Giyolet)in Uludağ’ın zirvesine çıkışı için 20.2.1933 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’ne bk. Kemal Bekir Macur,Vedat Abut ve Şefik adlı üç genç de 1933 yılı Mart ayı başında kayakla Zirveye çıkmışlardır (Bu konuda “Üç Gencin Zirveye Çıkışı” adlı yazıya bk.sh.79)).
(6) Atabeyoğlu,Cem: Kayak, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, c.9, sh, 23. İlk Halkevleri 19.2.1932 tarihinde kurulmuştur. Bursa Halkevi de bu tarihte kurulan ilk 14 Halkevinin içindedir.Diğer taraftan; Ankara’da kayak faaliyetleri, bazı kayak sitelerinde yazıldığının aksine, 1930 yılında değil 1934 yılında başlamıştır. Bk. Şaktimur, age. sh.31 vd.
(7) Şaktimur; age.sh.7,11,89
(8)“Dağcılık Kulübü,müteşebbislerinin ikinci toplantısı ile 22.4.1933 tarihinde kurulmuş ve 5 kişilik muvakkat bir İdare Heyeti seçilerek fiilen hizmete geçmiştir” ( Bursa Halkevi’nin 1933 Yılı Raporu, sh.23);buna karşılık Kulübün kurucularından İ.Celal Antel bu tarihi 28.4.1933 olarak belirtmektedir.Bu konuda aşağıda 109 uncu sayfaya bk.
(9) Şaktimur, age. sh.11, Kaplanoğlu, Raif; Dağlara İlk Adım, Bursa Hakimiyet Gazetesi, 31.3.2002 (Pazar eki)
(10) 1934 Bursa Yıllığı.Kulübün 1936 yılındaki Yönetim Kurulu ise şöyledir:Başkan Saim Altıok Genel Sekreter Dr.Semahat,Muhasebeci İpekiş Muhasebecisi Süleyman,Üyeler Tayyar Akkeskin ve Musa Ataş(1.7.1936 tarihli Cumhuriyet Gazetesi).
(11) Ataş, Musa: Dünya Cenneti Uludağ, 1951, sh.61
(12) Şaktimur, age. sh. 89-90,76
(13) Şaktimur, age. sh 11
(14)Uludağ’da Otel-Kayakevi-Kayakçılık ve Dağ Sporları Kulübü, İktisadi Yürüyüş Dergisi,1.4.1944,yıl 5,cilt 5,sa.100-104,sh.68 ;21.11.1935 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’inde yayınlanan “Uludağ’da kış sporu hazırlığı” başlıklı bir yazıda ise “150 kişiyi yatırabilecek bir vaziyete sokulan bu Otelde altlı üstlü demir karyolalaı kurulduğu”ndan söz edilmektedir.
(15) Ülke, No.1,30.10.1936, sh.33-35.
(16) Şaktimur, age. sh. 11-12;
(17) Tuncer Hüner: Cumhuriyet’e Kanat Gerenler “İdealler Kuşağı”ndan Bir Örnek: Dr. Hadiye Tuncer, sh.29,137.
(18) Bursa Halkevi’nin 1933 Yılı Raporu,sh.24,25.
(19) Ataş Musa:Dünya Cenneti Uludağ, 1951.
(20) Açık Ses Gazetesi(Bursa) 6.11.1937
(21) Açık Ses Gazetesi(Bursa) 20.1.1937
(22) Bursa Hakimiyet Gazetesi’nde 1990 yılları başında yayınlanmıştır.
(23) Ataş,Musa:Bursa Kılavuzu,1944,sh.56-63
(24) Şaktimur,age.sh.108
(25) Ataş, Musa: Bursa Kılavuzu,1944, sh.55.
(26) 1939 yılı Foto Magazin Dergisi
(27) Kaplanoğlu, Raif; 9 nolu dip notunda adı geçen yazı
(28) Akkılıç,Yılmaz: “Turizm Sempozyumu’nun ardından”, Bursa Kent Gazetesi, 9.10.2005